Bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bugün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Rüya Gören Kedi





Bostancı'da yürüyordum... Baktım kedi uyurken bir şeyler mırıldanıyor dayanamadım fotoğrafını çektim... :)

Total Recall

Gerçeğe Çağrı : poster

Tek Kelime: MUHTEŞEMDİ!

Yönetmeni Len Wiseman olan bu filme verebileceğim puan 10 üzerinden 9…
Neden mi?
Çünkü başrolde Colin Farrell, Kate Beckinsale 
Jessica Biel, Bryan Cranston, John Cho ve Bill Nighy var.
Bol Aksiyon, Bilim kurgu ile şekillenmiş.
Konusu da ilginç.
Hayatından sıkılan adam… kendisini sonunda Rekall’da bulur.
Zihni ile oyuna başlar.
Gerçek ile gerçek olmayanın ayrımı içersinde kendisini sıradan hayatının dışında bir ajan olarak görür.
Eşi aslında eşi değil, arkadaşı aslında arkadaşı değil…
Kendisinin kim olduğunu ve nasıl ajan haline geldiğini aramaya çalışır.
Sonunda…
Tabiî ki sonunu söylemeyeceğim… : )
İzlemenizi tavsiye ederim…
Güzel filmdi…
.



Benim Beynim Armut Toplamıyor ki…


Bugün gördüklerimden sonra tek diyebileceğim, her iki adımda insanların farklılaşması… oturduğunuz yerde sağa baksanız, düşünmeyen insanları, solunuza baksanız aşırı düşünmekten entelliği bir şey sana insanlar. Önceki baktığınız insanlar düşünmedikleri için hazıra konan insanlar, öteki tarafta ise üretken fakat aşırı bencil insanlar. Ortası yok bu insanların. Hep gruplaşma, hep bir ayrılma… Sıfatlarla yaşanılan insanların dramı gibi…

Anlamlandıramadığım insanlar, anlamaya çalıştığım insanlar ve bir yandan da hiç anlayamayacağım insanlar…  Diyebileceğimi zaten benim yerime Dr. House söylüyor resimde...

Neyse ki Londra Olimpiyatları da bitti ve  Kredi kartı aidatı kalkıyormuş. Kredi Kartım olmadığı için ve bir kadın olarak kullanmayı da düşünmediğim için ( bu şaşırtıcı olabilir.) müjdeli haberi kullanan kişiler için yazmak istedim. Bunun yerine bazı bankalar da internetten işlem yaptığınızda aldığınız şifre için 0.50 kuruş düşecekmiş. umarım böyle bir saçmalık yapmazlar...

Kadın ve tayt


 


Dart tayt giyip de kilolu olan kadın kilosunu daha fazla göstermeyi neden çok seviyor? 
Dikkatimi çekti, bugun saysaydım abartısız en az 15 kişinin böyle olduğunu söyleyebilirdim. 
Bir de tunik gibi bir şey giyseler hadi neyse… poposu resmen açık ve ben buradayım diyor. 
Ya kadın evden çıkarken aynaya hiç mi bakmazsın? 
Sen 60 kilodaki kadın değilsin, varsın bir 100 kilo… 
tamam anlıyorum tayt rahat ama görüntü kirliliği yaratmaya da hakkın yok. 
Onu da geçtim, taytın içindeki iç çamaşırının rengini görmeme de gerek yok. 
Ben böyle düşünüyorsam… kim bilir erkekler nasıl düşünür… 
Allah'tan üsteki kadın gibi giyinen görmedim. gülerdim heralde.

Günün haberleri

  • 17 ağustos Kadıköy-Kartal metrosu halkın hizmetine girecekmiş. Bu çok iyi oldu. Çünkü e5 te onca yolu hele de iş çıkısı gerçekten insanlar zor durumda kalıyordu. Özellikle trenin 2 sene sonra hizmete gireceğini düşündükçe…
  • Milli tekvandocu Servet finalde yükselmiş, kazanırsa da gümüş madalya alacakmış. Çok hoş.
  • Çin seddine gitme hayallimi yine erteliyorum. Bu sefer de çin Seddi yıkıldığı için… ( gezilecekler listemin en sonunda yer alsa da)
  • Terör her yerde. Sadece doğu da ya da İzmir de değil ki. Suriyede ABD de… dünyanın her yerinde. İnsan olduğu sürece de her yerde kendisini belli edecek devrim dedikleri şey. Doğu dan batıya kadar gelmiş olan bir şey değil bu yüzden.
  • Şelaleden akan suyu içmek istiyorum artık. Damacanadaki değil. Kardelen ve buzdağı markaları temiz çıkmış. Bilginize…
  • Üniversiteye giriş sistemi de değişecekmiş. Her sene değişiyor da ne oluyor? Kopya çıkıyor. İnsanların hayatı kararıyor. Oyalanıyorlar. Ayrıca diploma notu yerine diploma sıra numarasının bile girilmesi öğrencinin hayallerini de etkiliyor. Her şeyini etkiliyor. İnsan hatası diyip geçmek saçma.
  • İstanbuldaki çoğu yangın da sigarayı söndürmediğimiz için olmuş. Eh yani neden söndürelim ki? Bırak yansın. Nasıl olsa benim canım yanmayacak, sincabın, ağacın, başka insanların canı yanacak dimi ey yüce bilgili insan?
  • Kabul edelim. Stresli olan her insan yer. Araştırmaya da gerek yoktu.
  • Kampus içinde siyasi faliyette bulunmak serbest olmuş. Hiç sanmam… parasız eğitim diye bağırırken tutuklanan öğrencileri düşünmeden, harçları kaldırmayı düşünülüyor. Tezatlık var ama göremiyorum nedense?



Zehirli Sarmaşıktır bazı insanlar...






Nefes alamıyorum sanki. Tüm düşüncelerim, hayallerim, istencim, inancım kırıldı. İçimden bir parça koparak gidecekmiş gibi... Her gün bunu hisseder oldum. Hayat bu kadar acımasız değil, insanlar onu acımasız hale getiriyor. İyi kişilerin olduğuna dair inancım da kalmadı. Eğer hep kötü düşünen insana denk geliyorsam, iyilerin olmadığı bir dünyada yaşıyorum demektir. Neden doğdum ki? Acı çekmek için mi yoksa iyi bir hayatı yaşamak için mi? İyi hayatı yaşamak istesem de hep bir şeye takılıyorum. Bunu da yaratan insanlar değil mi? Yani biziz... Etten kemikten varlık... Başka farkımız aklımız…
Gerçekleri gördükçe acı çeker oldum. Doğrusunu öğrendiğimde sanki başımdan aşağıya kaynar su dökülür gibi bir titreme oluyor. Alıştım buna… Su sıcakmış, ılıkmış, soğukmuş anlamıyorum artık. Acı verdiği için olsa gerek…
Bu arada gözlerim bir insanın karakteri nasıl evrim geçirdiğini de gördü. Aklım işledi ve hafızamda bunu her zaman o kişiyi gördükçe hatırlayacak…
Her gün yeni bir şey öğreniyorum, kitaplardan uzak kalınca insanlardan öğreniyorum. Kitaplar acı çektirmeyeceğine göre, insanlar sayesinde bu bilgiler daha kalıcı oluyor. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Sadece diyebileceğim, elveda dostum... Senden uzaklaşıyorum. Kendi kendine yarattığın zehirli sarmaşıkların kendi bedenini, zihnini sarmış durumda. Bu zehiri bana da bulaştıracağını biliyorum. Bu yüzden elveda dostum…

Hayalperest&gerçekçi insan

         Dışarısı boğucu bir sıcak, yanımdaki arkadaş buz gibi. Anlatıyor dünyasını, bense dinliyorum solmuş yapraklarını. Kendisine göre içi bir güneş, dışı yemyeşil. Bana göre öyle değil. Ne oldu bana demiyor, yaşıyor anlık hayatını, anlatıyor herkese. Kendisine sormuyor neden diye... 

        Geceleri uyuyamıyormuş, nedenini biliyorum. Ağlamaktan, pişmanlıklarından, en değerli saydığı insanı kaybettiği içindir. Sayesinde insanın hırslarının sevginin de saygının da önüne geçebileceğini öğrendim. Kendi yarattığı sonucunu söylediğimde üzüldü. Gözleri doldu ve “doğru söylüyorsun” dedi.
Anladığım diğer şey hayalperest değildim, onun kadar. Gerçekler insanın canını gerçekten acıtıyor ama bu gerçekleri yaratan da insansa neden canımız acıyor? Farkında olmadan yaşamak hayatı, hayatı yaşamak mı? Sürekli hayalperest dolaşılmaz, sürekli gerçekçi de olunmaz. Ortası nerede anlaşılamaz. Kendi yarattığımız dünyada boğuluyoruz. Kişinin kendi seçimleri kendisini öldürebilir de yüceltebilir de. Anlık yaşadığı hayatı ve günlük yaşanan hataları gece ağlamalar silebilir mi? Saçmalık gibi. Gündüz yeşeriyor insan, diğer insanlarda can alıyor sanki, gece yaprakları soluyor, düşüyor, yeniden toplamak için de ertesi gün yeniden can alıyor. Hiçbir canlı buna dayanamaz. Ağaç bile, kuş bile, böcek bile, aşk, sevgi, insan dayanamaz.
Her olay her yaşanan bir güneş değil, sandığın her şey güneş değil. Gerçeklere gözünü açtığında güneşin sandığın şey ne kadar karanlık olduğunu görecektir, arkadaşım…

Kişilerin Tuhaflıkları

            Bugün bir kafede oturmuş kahvemi içerken insanları izlemeye başladım. Çok değişik giyinen, konuşan, şakalaşan, gülen, düşünen insanlar önümden geçiyordu. Kimi kız sanki aynaya bakmadan dışarı çıkmış gibi, kimi tam tersi ayna karşısında saatlerini geçirmiş gibi.. Kimi erkek yere bakıyor kimi erkek kız kesiyor.. Birden yanıma üç kız oturdu. Daha çocuktular ve yanlarına 10 15 dakika sonra beş erkek geldi. Kızlar belliydi temiz ve saf oldukları, erkeklerden biri çıkarıp sigarasını yaktı.Kızlar bir yana bende rahatsız olmuştum o sigaradan. Anladığım üzere yeni tanışma durumlarıydı. Kızlar başta gülüyordu sonra  işler değişti. Bir süre oturup kalktılar. Anladım ki saf olsalar dahi akıllı kızlarmış. Yoldan geçen süslü püslü kızlar gibi değiller yani... Çok değişik insanlar, gerçekten tuhaflar. 
              Şimdiye kadar anladığım şey kadının kadına yaptığı kadar ağır bir işkence yok. Biz hep erkeklere suç atıyoruz, hep onlar üzerinden oynuyoruz. Küçük kızlar gibi akıllı davranamıyoruz. Aşık olup köle durumuna kendimiz geliyoruz. Aşk kötüdür demiyorum, sadece aklımızı yitirmemize yetecek sebep diyorum.Yanımda oturan kızlar aşık olsaydı erkeklere belki akıllarını kullanamayacaklardı. Sigara içmeseler bile erkek arkadaşının ortamında takılarak sigara içmeye dahi başlayabilirdi. Her kız bunu yapıyor da demiyorum. Ama erkekler bu durumu daha iyi anlar. Bir kız aşık olursa yapamayacağı bir şey yoktur. Bu konu hakkında devam edeceğim...

Bugün günlerden cumartesi

Bu sabah garip bir şekilde uyandım. Nefes alamıyordum sanki. Kalbim deli gibi atıyor, kulaklarım çınlıyor, beynim patlayacakmış gibi hissediyordum. Yavaşça kalktım banyoya gittim. Elimi yüzümü yıkadım. Kendime gelmeye çalıştım. Sonra ne olduğunu anlamaya çalıştım. Balkona yürüdüm ve havaya baktım. Sebebi NEM!
O kadar boğuk bir hava vardı ki nefes alamıyorsun. Kendime gelmeye çalıştım. Kahvaltı, hazırlanmak süslenmek derken saat 12yi geçiyordu. Arkadaşımla buluştum, çok özlemişim kendisini. Bir arkadaşla altı ayda bir görüşmek iyi bir şey değil. Bir keresinde arkadaşımla öyle bir kaptırmışız ki tam beş saat hiç susmadan aynı mekanda sohbete dalmışız. Sanırım kız olmak bu işte… Neyse bu sefer başka bir arkadaşımla görüşmek için yola çıktım. Herkes şapkama bakıyordu. Büyük sanki 90lardan kalma şapkaydı. Ama işlevi çok iyi, çünkü omuzlarımı güneşten koruyordu. Arkadaşım beni görünce haliyle dalga geçti. Umursamadım, güldüm geçtim. Sahile indik dolaşırken şu manzara ile karşılaştık:



Evet orada “denize girmek yasaktır” yazıyor ve insanlar denize gidiyordu. Gerçekten yüzme bilmeyen insan o denizde boğulabilirdi. Çünkü denizin dibindeki kum insanı çekiyordu, bir de buna dalgalar eklenirse sonuç kaçınılmaz… çok ilginç değil aslında bu görüntü. Çünkü yaz aylarında televizyonda haberlerde görmeye alıştığımız bir manzara. Denize giren kişilere bunu anlatamayız tabi…
Çimenlerde oturmak zevkliymiş. Ayaklarımı çıkarıp çimenlere de basmayı unutmadım tabi, vücudumdaki elektriği biraz alsın istedim. Fazla mı aldı toprak anlamadım çimenlere oturunca kalmak istemedim. Zorla da olsa kalkmalıydım çünkü bir başka arkadaşla daha görüşecektim.
Son olarak günümü kahve içerek sonlandırdım. Eve gelirken günün sonunda hava özür dilermiş gibi rüzgar esti. O kadar iyi geldi ki bu sıcaklarda, evdeki vantilatörleri, avmlerdeki klimaların verdiği rahatlığı anlayabiliyor insan. Kendi vücut sıcaklığımdan daha da yüksek sıcaklar gelecekmiş. Sonumuz hayırlısı…
Kışın soğuğun derdi, yazın sıcağın derdi hiç çekilmiyor…